PREM BABA İLİŞKİLERDE YAŞANAN ÇATIŞMALAR HAKKINDA KONUŞUYOR

Prem Baba, işler yolunda gitmediğinde, nelerin iyileştirilebileceğini anlamaya çalışırken ama bunu başaramazken evliliğinizde nasıl mutlu olabilirsiniz? Ne yapılmalı?

Her şeyden önce, soruyu soran kişinin yeni ailesiyle gerçekten mutlu olmak istediğine inanıyorum. Sonuçta, bunu yapmak için üç adım gerekiyor. Bazı inançları tanımlamak ve rahatsızlığa neyin sebep olduğunun farkına varmak gerekli hale gelir. Bu ilk adımdır. 

Aynı şekilde tekrarlanan şeye dair farkındalık geliştirmek, ki o da şöyle: Kişi bu sefer mutlu olacağına inanarak ikinci kez evlenir ancak işler yeniden karışmaya başlar. Önerdiğim şey bu komplikasyonu incelemek. Seni rahatsız eden ne? Başta içinizden karşınızdakini suçlamak gelse bile:

“Kötüyüm çünkü diğer kişi bana şunu ya da bunu yaptı.” “Bunun için kızgınım.”

Bu şekilde, karşınızdakinin ne yaptığını ve sizin neyin rahatsız ettiğini haritalandırmak mümkündür. Bu bir davranış mı? Kelime mi? Hangisi? Karşındaki seni reddettiği için mi? Karşındaki seni düşünmediği için mi? Doğru olabilir, yalan da olabilir, ama sorgulamayın, dengesizliği neyin getirdiğini belirleyin.

Prem Baba, bu tür duygularla temasa geçmek duygusal açıdan çok zorlayıcı. Kendini bir kurban gibi hissediyorsun ve mutlu olmak için başkalarına bağımlı olduğunu bildiğinde durum daha da kötüleşiyor. Bu durumdan nasıl çıkılır?

İşte ikinci adım geliyor: içeriye bakmak ve bu duruma neyin sebep olduğunu aramak. Bu konuda oldukça ısrarcıyım, hatta sıkça yineliyorum. Çünkü belki de evrim yolculuğunun bu noktasında insanlığa en derin kök salan inançlardan biri mağdur olduğun, diğeri ise mutsuzluğundan senin sorumlu olduğun inancıdır. Öz sorumluluk konusunda ısrar ediyorum çünkü rahatsızlığa senin neden olduğunu anlayana kadar bu konuda hiçbir şey yapamazsın. Hayatını başkasının ellerine bırakıyorsun.

Dikkat edin, en köklü inançlardan birinin mutluluğun başkalarına bağlı olmasıdır. Gerçekten sorgulayın. Mutluluk gerçekten karşınızdakine mi bağlı? Gerçekten sadece karşımdaki öyle ya da böyle davranırsa mı mutlu olabilirim? Yani ikinci adım, bu sorumluluğun provokave edilmesidir. Benim mutluluğumdan kim sorumlulu? İnanç olan nedir ve hakikat nedir?

Prem Baba, insan kendini sorumlu görmüyorsa nasıl sorumluluk alır?

Bir noktada, bir nedenle, karşınızdakine yıkıcı bir güç verdiniz. Ve mutlu olmak için belli bir şekilde muamele görmeye gerek duyuyorsunuz. Örneğin, ancak karşınızdaki kişi size gülümsediğinde ve sizi geldiğiniz için kutladığında mutlu olabileceğinize inanıyorsunuz. Mutluluğunuzun nasıl inanç sisteminizin esiri olduğunu anlayın.

Her halükarda, inançlar yaratıldıkları gibi, geri de alınabilirler, çünkü onlar düşüncelerden yapılmıştır. Sonuçta, düşüncelere ev sahipliği yapıyorsunuz. Her ne kadar kortekste sizi belirli bir şekilde düşünmeye teşvik eden bir sinir ağı oluşturulmuş olsa da, başka sinir ağları oluşturmak mümkündür, bu yüzden inanç bu kadar güçlüdür. Kendinize farklı düşünmek için izin vermeniz mümkündür. Ama sonra “Prem Baba, sorumluluk alanlara ne olur?” diyebilirsiniz. Size söylüyorum: bu bir iç devrimdir. İlişkide sizi rahatsız eden şeyin farkına vardığınızda, öfke veya suçlamalarla dikkatinizi dağıtmamanızı öneririm. Bu zaman kaybıdır.

Prem Baba, sorun şu ki, kızmaktan kendimizi alamadığımız durumlar var…

Öyleyse, öfkeye yol verin, kendinize dönün ve hangi eyleminizin bu rahatsızlığa neden olduğunu belirlemeye çalışın. İçinizde kim bu çatışmalı durumu tekrarlamak istiyor ve buna ihtiyaç duyuyor? Kişiliğinizin reddedilmiş, takdir edilmemiş ve aşağılanmış hissetme ihtiyacı duyan kısmını tespit edin ve nedenini sorgulayın. Prem Baba, üçüncü adım nedir?

Bu arada, reddedilme ve aşağılanma hissetme ihtiyacinda olan kısmı belirlerken, onunla diyalog kurmaya çalışmak gerekir. Bu kısım özerkliğe sahiptir ve sizi bir şeyden korur. Çok acı çektiğiniz bir zamanda geliştirilmistir.

Şimdi, o kısmı eğitmeniz gereklidir, artık bu korumaya ihtiyacınız yok, çünkü büyüdünüz ve kendi ayaklarınız üzerinde yürüyebilecek kadar olgunsunuz. Aslında, bu koruma güvenlikten çok yıkıma ve acıya neden olmaktadır. Her iki durumda da, bir zamanlar deneyimlediğiniz acının özüne dokunmanızı engellemektedir. Kişiliginizdeki bu kısım bu acıya dayanamayacağınıza inanır. Ama bu da bir inançtır.

Prem Baba, bu acıyı nasıl giderebiliriz, nasıl yapabiliriz?

O acıya dokunmak için yardıma ihtiyacınız olabilir, ancak yardım, kişiliğinizin bu koruyucu kısmından gelmez. Yüksek benliğin yardımına ihtiyacınız var. Oluşturulan bu korumanın  sınırlılıkları vardır. Öncelikle, o acının kökenine dokunmamanızı sağlamak için. Hep aynı şeyi yapar, bazen öfke uyandırır, bazen korkuyu tetikler, konuyu kapatır ya da kaçar. Bu akıllıca değildir çünkü yükselişinizi sınırlar, daireler çizersiniz ve daireler çizerken bir şeyleri kaçırıyormuş gibi hissedersiniz. Bu duygu genellikle üzüntü, depresyon ve hatta paniğe dönüşür.

Uğraştığımız sürecin üçüncü adımı, kişiliğin tanımladığınız o kısmının eğitilmesi, telkin edilmesidir. Bu eğitim süreci, neyin inanç olup olmadığının farkındalığını içerir. Ana araçlar, kendi kendini araştırmak ve “bu gerçekten doğru mu?” sorusunu sormaktır.

Prem Baba, üçüncü adımın bu tavrını örneklendirir misiniz?

Öncelikle tekrardan kaçınmak için elinizden geleni yapın, aynı kavgaları yapıyor, aynı şeylerden şikayet ediyor, aynı nedenlerle suçluyorsunuz. Bu eylemleri fark ettiğinizde, ara verin, geri çekilin, yürüyüşe çıkın. Bu öz keşif yolculuğunda kendinizle sessiz kalmak güzeldir. Aynı şekilde özür dilemek ve hataları kabul etmek için alçakgönüllü olmak da önemlidir.

Kendinize karşınızdakini dinleme izni verin, böylelikle yavaş yavaş bu uyum aşamasından geçeceksiniz. Bu öz keşif süreci, iyileşmeye ihtiyaç duyan diğer iç çekirdeklerle temasa geçmenize yol açabilir. Bunlar sahte ağrı kesicileri destekleyen kısımlardır.

Prem Baba, inançlar ilişkilerle nasıl bağlantılıdır?

Çoğu zaman öyle olduğuna inansak da, inandığımız her şeyin doğru olmadığı ilkesinden yola çıkıyoruz. İnançlarımız tarafından yönlendiriliyoruz ve sınırlayıcı bir inanç sisteminin ne kadar acı verebileceğinin farkındayız.

Özetle, gerçekte olduğumuz kişi olmak için özgürlüğü aradığımızı söyleyebiliriz, ancak tam olarak kimliğimizle ilgili pek çok inançtan dolayı gerçekte kim olduğumuzu bilmiyoruz. Bu, belki de en nesnel şekilde ilişkilerimizde ortaya çıkan insan çatışmasının merkezi çekirdeğidir.

Kiminle ilişki kurduğumuz, insanlarla, durumlarla ve hatta nesnelerle, önemli değildir. İlişkiler, kendiliğindenliğimizi sınırlayan inançları belirleme fırsatına sahip olduğumuz alandır. Ve dahası, çatışmalarımızın ve sınırlılıklarımızın farkına varma şansımız vardır.

Romantizm bir yana, ilişkilerin okul malzemesi olduğunu söylediğimde bazı insanlar rahatsız oluyor. İlişki bir dizi ince ve subjektif yön içerir, bağlantının, saygının ve sevginin -bir çok boyutuyla- geliştiği alandır. Ancak ilişkiler de dönüşür. Başka bir metinde evlilik, aşk ve ilişki ile ilgili soruları yanıtlıyorum. Buradaki fikir, karşınizdakinin kendinizi görmenize yardımcı olan bir ayna olduğunu anlamanızdır.

Yorum bırakın