SRI PREM BABA MUTLULUĞU SABOTE ETMEYİ NASIL DURDURACAĞINIZI ANLATIYOR

Hakikati arayanlar için yolu gösteren ve harita görevi gören Vedik mantralar gibi kadim hazineler vardır. Hayatın gizemlerinin her zaman derin bir öğrencisi olan Prem Baba, “İnsan yeterince olgunlaştığında ve gerçeği aramaya başladığında, bazı kaynaklardan yararlanır ve mantralar başvurulacak kaynaklardır” diye açıklar. Tüm varlıkların mutlu ve huzur içinde olmasını dilemek de bununla alakalıdır.

Prem Baba için bu ancak biz aşk olduğumuzda mümkündür. “Kendini yalnız ve ayrı, sahte benlikle özdeşleşmiş hissederken, herkesi sevmek ve herkese hizmet etmek mümkün değildir. Sahte benlik, kim olduğumuza dair bir fikirdir” diye ekler Prem Baba.

Prem Baba şuna inanır: Yeterince olgunlaştığımızda ve gerçeği aramaya başladığımızda, sahte benlikten  “gerçek benlik” denilene geçişimiz başlar. Daha iyi ifade etmek gerekirse: Doğduğumuzda hepimiz kim olduğumuza dair bir dizi referanslar alırız. Kişi bir isim, bir din, bir siyasi parti, bir futbol takımını refearns alır. Prem Baba, “Bu referanslar, o kişinin kim olduğuna dair bir fikrin temelini oluştur” der. “Bir noktada kendilerine söylendiği gibi olmadıklarının farkına varırlar çünkü kendilerini eksik hissederler. Ve bu eksiklik, kaygı, zorlanmala, utanç, yetersizlik, korku ve isyan gibi pek çok ıstırabın kapılarını açar” diye açıklar.

Bütün bunların neden olduğunu merak ediyor olmalısınız. Prem Baba’ya göre, bunun nedeni kişinin kendini bir karakterle özdeşleştirmesi ve her zaman bu karakter için yaşam boyunca bir hedef – bir muvaffakiyet, bir başarı amacı – oluşturulmasıdır. Kişi hayatını bu amaca ulaşmak için ve her ne pahasına olursa olsun bu kimlik fikrini doğrulamaya çalışarak geçirir. “Her ne pahasına olursa olsun dünyaya ve kendilerine o isim, o hikaye ve onunla ilgili her şey olduklarını kanıtlamaya çalışırlar, ta ki bu yolculuğun belirli bir noktasında, defalarca hüsrana uğradıktan sonra uyanmaya başlayana kadar” diye belirtir Prem Baba.

PREM BABA, KENDİ BAKIŞ AÇIMIZIN BAŞKALARINDAN DAHA İYİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMENİN BİR İLLÜZYON OLDUĞUNU VURGULAR

Uyanış, kimlik fikriyle özdeşleşmekten vazgeçmek demektir. Prem Baba, “Bu kimlik fikri, gerçeklik algısını bozan renkli gözlük camları gibi işler” der. Örneğin, belli bir dine mensup olduğunuz damgası ile dünyaya gelirseniz, dünyaya bu dinin penceresinden bakarsınız. Ve diğer dinleri inkar etme eğilimi olur. Bir siyasi partiye mensup olma damgası ya da bir toplumun kendini nasıl yapılandırması gerektiğine dair bir ideal aldıysanız, bu bir gözlük camı işlevini görür, gerçekliği algıladığınız şekilde yorumlamanızı sağlar ve diğer algıları yok sayma eğilimi oluşur.

Prem Baba, tecrübesi doğrultusunda, başka bir eğilimin de kendi vizyonumuzun diğerlerinden daha iyi olduğuna, en doğru ve en uygun olduğuna inanmak olduğunu vurgular. “Tüm bu renkli camlar gerçeklik algısını sınırlandırır ve bu sınırlamalarla dünyada dolaşırsanız, kaçınılmaz olarak zor durumlarla karşılaşırsınız. Bakış açınızı savunmak için tartışmalara, yarışmalara ve savaşlara girersiniz, çünkü kendi gerçeğinizin diğerinden daha iyi olduğuna inanmaya yönlendirilirsiniz” diye vurgular.

Bu çatışmalar uzaktaki arkadaşlarımız veya ailemizle ilgili olduğu sürece, onları yönetebilir ve onunla baş edebiliriz. “Ta ki yolculuğunuzun bir noktasında birine aşık olana kadar. Ve bu kişinin sizinkinden farklı düşünceleri vardır.” diye ekler Prem Baba. “Karşındaki sana çok benziyordu, bu yüzden sana çekici geldi. O kişiye saygı ve hayranlık duyuyorsun, ancak ilişkinin derinliklerine indiğinizde, kaçınılmaz olarak bazı farklılıklar ortaya çıkacaktır.”

Prem Baba, o kişiye kendinizi bağımlı görmenin ve aynı zamanda onu yanınızda bir diken olarak görmenin doğal olduğunu iddia eder. “Kimliğinizi sorgulayacaklar, inançlarınızdan şüphe duyacaklar ve sizin de onlardan şüphe duymanıza neden olacaklar” der Prem Baba. “Varoluşsal soruları kışkırtacaklar: Hayatımda ne yapıyorum? Olmam gereken yerde miyim? Meydan okuyan ve beni provake eden bu kişiyle  burada bu ilişkide olmalı mıyım?”

Aslında Prem Baba, bu yolculukta karşımızdakinin rolünün kuru bir çalıya düşen bir kıvılcım gibi olduğunu ve bundan sonra gelecek olanın, gerçek kimlik hakkında bir yığın sorgulamayı tetikleyen şüphe ateşi olduğunu açıklar. “Bu, lambanın cinini harekete geçirmek için sadece ufak bir ovalamadır. Lambanın cini sizin gerçek kimliğinizdir. Siz bir kez cevap aramaya başladığınızda, ovalama da başlar, artar ve  bir müddet sonra kendi kendine devam eder” der Prem Baba.

PREM BABA RUHUN YOLCULUĞUNU KAFADAN KALPBE GEÇİŞ OLARAK GÖRÜR

O andan itibaren ruhun meşhur yolculuğunun başladığını söyler Prem Baba, sahte olandan hakikate doğru yolculuk. “Bu, olabilecek en güzel yolculuktur. Parçalanmış ve ayrıksı bir kimliğin yolculuğudur. Bir isim, bir din mesubu, bir siyasi parti üyesi, bir futbol takımı taraftarı olduğunuza inandınız. Kendinizi bir baba, oğul, kardeş zannettiniz; bir erkek ya da kadın olduğunuzu düşündünüz. Bu, benim kendinizi ilahi sevginin bir tezahürü olarak algıladığınız, sahte kimlikten gerçek kimliğe yolculuk diye ifade ettiğim şeydir. Herkesi seven ve herkese hizmet eden birine, çünkü sizin aranızda hiçbir fark yok. Bu benlik bölünemez, ebedi ve değişmez” diye anlatır Prem Baba.

Bu eşsiz ve ebedi benliği karakterize etmek için kullanılan bazı kelimeler vardır. Prem Baba bunlardan birinin varlık, farkındalık ve mutluluk anlamına gelen “Satchitananda” olduğunu söyler. “Bu bölünmez benlik nirvanada, cennette, kalbinizde yaşar. Anlaşmazlıkların ve dolayısıyla acıların sebebi olan “parçalanmış benlik” zihinde yaşar ve sembolik olarak kafaya bağlıdır. Ruhun yolculuğu kafadan kalbe  geçiştir diyebiliriz” diye özetler.

Prem Baba, gelişmekte olan insanın bu yolculuk esnasında er ya da geç kaybolmasının doğal olduğunu belirtir ve bu nedenle güvenilir koordinatlara itimat etmenin çok önemli olduğunu söyler. Sevmek, hizmet etmek ve herkese teşekkür etmek güvenilir koordinatlardır. “Yaşamın amacının Dünya’yı ve tüm çocuklarını sevmek olduğunu söyleyerek bunu basitleştirmeye çalışıyorum. Bunu yapabildiğiniz zaman özgür olacak ve nirvanaya, cennete ulaşmış ve geçişinizi tamamlamış olacaksınız. Sahteden gerçeğe geçmiş olacaksınız.” der Prem Baba. “İşte bu yüzden, uyanmaya başlayanlarınız için, tüm enerjinizi, sizi sevmekten alıkoyan kişiyi tanımlamaya odaklamanın önemi hakkında ısrarla konuşmaktayım. Mutluluğun sabotajcısını tespit etmek için dikkatinizi ve zamanınızı odaklayın. İçinizde kim sizi cennette olmaktan, sevgi dolu bir kalbin semasında olmaktan alıkoyuyor? Dünyayı ve tüm çocuklarını sevmenin sevincini ve vecdini hissetmekten sizi alıkoyan ne?”

PREM BABA İKAZ EDİYOR: MUTLULUĞUN SABOTAJCISI KİM OLDUĞUNU UNUTTURUR

Prem Baba, bir şekilde kaderine direnen parçalanmış kişiliğin kalbin içinde eriyip karışan yönlerini açıklamak için, okyanusa doğru akan nehir benzetmesini kullanmayı sever. “Kişiliğin karmaşık olduğunu gözlemleriz ve sonunda bu kadere aykırı güçler geliştiririz. Aşka dönüşme kaderine aykırı olan bu güçler, mutluluğun sabotajcılarıdır, hayattaki güzel şeylerin sabote edicisi dediğim şeylerdir”, diye açıklar Prem Baba. “Bu sabotajcıların adları vardır: intikam, korku, inat ve gurur.”

Kısacası, birkaç sabotajcı vardır ve bunlar bizi acı şoklarından korumak için geliştirilmiş enerji frekanslarıdır. “Ama sonunda kendimizi bu frekanslarla özdeşleştiririz ve kim olduğumuzu unuturuz, dönüş yolunu unuturuz” der Prem Baba.

Bilincin bu evriminde, bir sonraki adım gerçek kimliğinizi ortaya çıkarmak, acıyı sona erdirmek ve Satchitananda’yı deneyimlemektir. Ancak Prem Baba, bu size fazla hayali geliyorsa, bunu sağlık, refah, sağlıklı cinsellik ve yapıcı ilişkilere çevirmenin mümkün olduğunu söyler. “Ve sonra, minimum çaba yasasıyla uyum içinde kutsanmış hissedersiniz. Küçük bir çabayla harika şeyler olur, çünkü evrensel benliğinizden hareket edersiniz. Bu ancak herkesi sevdiğinizde mümkündür. Bu en basit, en elle tutulur ve nesnel referanstır” diyor.

Sevmenin zorluğunu tanımlayan bu öğretinin ne kadar mantıklı ve pratik olduğunu belirtmekte fayda vardır. Böylece sizi zorlayan insanlara ve durumlara bakabilirsiniz ve onlar yüzünden kalbinizi kapatıyor, onlara kusurlar yüklüyor, onları suçluyorsunuz. Prem Baba’ya göre size meydan okuyan kişi, sizi tekrar kalbin yoluna sokmaya çalışmaktadır.

“Çünkü sevmesi zor insanlar olduğuna katılıyorum. Çok güzel, çok kibar insanlar vardır. Ayrıca, aşikar derecede nahoş oldukları için sevilmesi çok zor olan insanlar vardır”, diye itiraf ediyor Prem Baba. “Ancak, tam da bu kişiler size nerede gelişmeniz gerektiğini, içinizdeki bir şeyi nerede dönüştürmeniz gerektiğini gösterirler. Geçmişte, bitmemiş işlerinizin, kapanmamış hesaplarınızın olduğunu gösteren bu kişi veya durumdur. Ve biliriz ki yarım kalan işlerle cennete girmek mümkün değildir” diye hatırlatır Prem Baba.

Prem Baba, bizi sevmekten alıkoyan şeyin sınırlamalarımız olduğunu öğretir. “Sahte benlik”e verdiğimiz bir diğer isim de oldukça didaktik bir ifade ile maskedir. “Maske misin? Hayır, sen maskeyi takansın. Maskeli baloda herkes gidip eğlenir de bu hayatta neden maske takıyorsun? Kabul edilmek ve memnun etmek için. Mutluluğun sabotajcısı veya sevginin sabotajcısı, kabul edilme ihtiyacıyla yakından ilişkilidir” diye açıklar Prem Baba.

Eğer kardeşiniz için dua edemiyorsanız – ve kardeşiniz için dua etmek bir benzetmedir, o halde amaç açık bir kalp ile dualara kanal olmaktır.

“Bu sevgi dolu mevcudiyet, diğerinin yolunu aydınlatır. Bunu tezahür ettiremiyorsanız, bu memnun etme ve kabul görme ihtiyacınızın ve arkasındaki her şeyin peşinden gidin. Kendinizi aşk okyanusunda eritmek için kaderinizi gerçekleştirmenizi engelleyen şey, psişik dünyanızın yönleridir” der Prem Baba

Yorum bırakın